--A+

Sizi hasta eden şey, iyileştirebilir de...

Türkiye'de çok fazla bilinmese de dünyada popülaritesi giderek artan homeopati, “Benzeri benzer ile tedavi” felsefesini esas alır. Buna göre, herhangi madde kişiyi hasta edebiliyorsa, aynı zamanda iyileştirebilir. Homeopati Uzmanı Dr. Sibel Spinu, klasik tıbbın aksine homeopatinin, belirtileri bastıran değil, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalığı yenmesine ivme kazandıran bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi.

ss

 

Bağışıklık sistemini kullanarak kişiyi sağlığına kavuşturmayı amaçlayan homeopati, Türkiye’de çok iyi bilinmeyen ama Batı’da 200 yıldan uzun bir süredir uygulanan ve tüm dünyada popülaritesi giderek artan doğal bir tedavi yöntemidir. Dünyada homeopati yöntemlerini deneyen hastaların sayısının 300 milyon, bu alanda çalışan doktor sayısının ise 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. İngiliz Kraliyet ailesinin bireyleri, sağlıklı ve uzun yaşamlarını büyük ölçüde homeopatiye bağlıyor. Fransız halkının % 60’ı homeopatinin etkin bir tedavi yöntemi olduğunu düşünüyor.

 

BENZERİ  BENZER İLE TEDAVİ
Alman Doktor Samuel Hahnemann, 1796 yılında sıtma hastalığının tedavisi ile ilgili araştırma yaparken, kınakına ağacı kabuğundan elde edilen kinin maddesini az miktarda içtiğinde, sağlıklı olmasına karşın sıtma belirtileri gösterdiğini fark eder. Buradan, hastalık belirtilerinin aslında bedenin hastalıkla başa çıkma yolu olduğu kanısına varır ve sağlıklı bir kişide bir takım belirtiler yaratan bir maddenin, bu belirtilerle ortaya çıkan hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini çeşitli vakalarla gösterir. Homeopati böylece ortaya çıkar. Homeopati, homeos (benzer) ve pathos (hastalık) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. “Benzeri benzer ile tedavi”, homeopatinin temel felsefesidir. Buna göre, herhangi madde, kişiyi hasta edebiliyorsa, aynı zamanda iyileştirebilir. Sağlıklı insanda hastalık belirtileri oluşturabilecek herhangi bir madde ise, hasta insanda bu belirtileri ortadan kaldırabilir. Kişi hastalandığında belli semptomlar gösterir. Bu semptomlar benzeri bir ilaçla yeniden sağlanabilirse, kişinin hastalığı yenebilmesi için gereken yaşamsal enerji harekete geçirilebilir. Homeopati, tedavide sadece hastalık belirtilerine değil, insanın bütününe odaklanan bir doğal tıp yöntemidir. Homeopatide fiziksel, ruhsal ve zihinsel yakınmalar ayrı ayrı tedavi edilmez, bir bütünün parçaları gözüyle incelenirler.

ÇİVİ ÇİVİYİ SÖKER PRENSİBİ
Homeopati
Uzmanı Dr. Sibel Spinu, "Homeopatik tedavi, çivi çiviyi söker prensibine benzer. Bir anlamda aşıya da benzetilebilir. Yalnız, burada verilen moleküler düzeydeki madde hastalığı tedavi etmez. Amaç bedenin savunma ve tamir mekanizmasını uyarıp yönlendirerek; kendi kendini iyileştirmesi ve yenilenmesini sağlamaktır. Olay, 'biyolojik zeka' denen bağışıklık ve savunma sistemini uyarmaktır. Verilen maddesizlik boyutundaki madde, sisteme girdiği andan itibaren enerji salınımına başlayarak sistemde olumlu değişikliklere neden olur. Bu değişiklik her sistem için farklı ve biriciktir, bütüncüldür ve bireyseldir. Benim tabirimle "butik tedavidir" hemeopati. Sadece kendinize özel olan verilebilir, çünkü bedensel olarak aynı organları taşımamıza rağmen, her birimizin farklı genetik yatkınlıkları vardır, zihinsel ve duygusal durumu farklıdır. Başka insanlar ile aynı tanıyı almış olsalar dahi detaylı olarak incelendiğinde aynı hastalıkta dahi farklı bulgular bulunacaktır. Dünyada 72 ülkede uygulanan bir tedavi yöntemi olan homeapati, ülkemizde de Sağlık Bakanlığımız tarafından kabul edilmiştir ve eğitimini alan hekimler tarafından uygulanmaktadır. Özetle homeopati insanı özgür kılan bir tedavi şeklidir. Çünkü sağlık özgürlük demek. Ağrısız beden, korkusuz, endişesiz duygu, berrak zihin ile misyonumuzu sürdürebilmeliyiz. Bunu sağlayan tek tedavi şekli homeopatidir" dedi.

ÖZÜNDE BİR ENERJİ TEDAVİSİ
Homeopati özünde bir enerji tedavisidir. Bedene ihtiyacı olduğu türde enerji yükleyerek onun iyileşme kapasitesini arttırır ve genişletir, kişi sahip olduğu bütün hastalıkları iyileştirecek güce kavuşur. Homeopati, yalnızca fiziksel sağlığa değil, duygusal, zihinsel ve ruhsal sağlık alanlarına da etkili olduğu için bu özellikleri yerine getirir. Bütün düzeylerde optimal sağlık sağlar. Homeopati, herkesin kendine özgü biricik bir sağlık durumu olduğuna inanır ve doğadaki benzer prensipleri, özel biçimlendirilmiş remediler yoluyla kullanarak en eski tedavi edici yöntemler yardımıyla bütün bedende uyumu ve dengeyi tekrar kurar.

 

BELİRTİLERİ BASTIRMAZ, HASTALIĞI TEDAVİ EDER
Hastalık belirtisi olarak gördüğümüz şeyler aslında hastalıkla savaşan bedenin yarattığı değişikliklerdir. Geleneksel tıp bir hastalık tablosundaki bu belirtilerin tümüne bir hastalık adı koyarken (teşhisten tedaviye giderken, ki bu teşhis edilen hastalık, her hastada aynı belirtileri göstermez gene de aynı hastalıkmış gibi davranılır) homeopati bu belirtileri olduğu gibi alır, herkesin kendine özgü bedeninin savunma belirtileri olarak değerlendirir. Hastalığın başka bir düzlemde olduğunu savunur, çünkü klasik tıpta da belirtileri tedavi etmekle hastalığı tedavi edemediğimizi görüyoruz. Örneğin akut bir hastalık olarak baş ağrısı bir çok nedenden kaynaklanabilir; stres, üzüntü, yorgunluk, damar tıkanıklığı, kafa travması vs. Baş ağrısı için kullandığımız ağrı kesici ilaç bu rahatsızlıkların hiçbirini tedavi etmez yalnızca ağrıyı hissetmemizi engeller. Ağrı kesicinin etkisi geçene kadar beden kendi kendini onarır, baş ağrımız geçmiş olur! Kronik hastalıklar için de durum farklı değildir. Burada beden kendini onaramadığı için belirtiler ortadan kalkmaz. Şeker hastalığında, yüksek tansiyonda olduğu gibi. Bu hastalar ömür boyu tansiyonlarını ve şekerlerini düşüren ilaçlar kullansalar ve tansiyonları ve şekerleri hep normal olsa bile sonunda bu hastalıkların komplikasyonları sayılabilecek şeylerden ölmektedirler- böbrek yetmezliği, kalp enfarktüsü, beyin kanaması gibi. Bu ve benzeri durumlar belirtilerin ortadan kaldırılmasının hastalığın tedavi edilmesiyle aynı anlama gelmediğini hatta belirtilerin bastırılmasının başka düzlemlerde daha fazla komplikasyonun ortaya çıkmasına yol açtığını göstermektedir.

 


 

DOĞAL VE YAN ETKİSİ OLMAYAN BİR YÖNTEM
Homeopatik ilaçların yapımında doğal özler binlerce kez seyreltiliyor ve çalkalanıyor. Dolayısıyla ilacın içinde yan etkiye sebep olabilecek bir madde kalmıyor. Homeopati, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücudun iyileşme ve savunma sistemlerini güçlendirir. Homeopatik remediler, tümüyle doğal maddeleri esas alarak hazırlanır (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri) ve bu maddelerin etkisi enerji ile çoğaltılır. Her madde o bireye özgü bir “belirtiler” bütününe etki eder. Homeopatik ilaçlar hastanın “yaşam gücünü” aktive eder. Bu ilaçlar hastanın kendi gücüyle çalıştığı için tümüyle zararsız ve yan etkisizdir. Bebekler, hamileler ve yaşlılar da bu ilaçları güvenle kullanabilir. Doğru ilaç bulamamış olsa bile, yanlış ilaç hastanın yaşam gücüyle hiçbir şekilde etkiye girmeyeceği için yararlı ya da zararlı herhangi bir etkisi olmaz. Kaldı ki, klasik tıpta doğru ilaçların bile çoğu zaman kaldırılamayacak sistemik yan etkileri olduğunu bilinmektedir.

HEMEOPATİK İLAÇLAR
Homeopati, cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalarda tek başına veya tıbbi tedaviye ek olarak ve tıbbın bütün dallarında kullanılır. Migren, sinüzit, alerjiler, mide-barsak sorunları, hormonal bozukluklar, çocuk hastalıkları, jinekolojik sorunlar, uykusuzluk, çeşitli enfeksiyonlar, cilt hastalıkları, panik atak, hafif depresyon ve stres ile bağlantılı tüm fiziksel rahatsızlıklarda homeopatik tedavi uygulanabilir. Homeopatik ilaçlar bitki, mineral ve hayvansal maddelerin su ile seyreltilerek bazı aşamalardan geçirilmesiyle hazırlanır. Papatyadan arseniğe, soğandan yılan zehrine kadar sayısız madde homeopatik ilaç olarak kullanılır. Kimyasal herhangi bir işlem yapılmaz ve homeopatik ilaçlar toksik madde içermeyecek bir biçimde imal edilirler. Yaklaşık olarak 2500 civarında homeopatik ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların içerdiği aktif maddeler ondalık, yüzdelik ve elli binlik birimlerde sulandırılmıştır. Az sulandırılmış dozlar ( D/C 4 ila D/C 12 arası) fiziksel, çok yüksek sulandırılmış dozlar (D/C 30 / 200 / 1000 vs.) psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla uygulanır. Homeopatik ilaçlar sıvı veya şeker tabletleri şeklinde olabilir.

 


İLAÇ SEÇİMİ NASIL YAPILIR?
Homeopati tedavisini uygulayan uzman, homeopat olarak adlandırılır. Homeopat, muayene sırasında notlarını alırken yalnızca hastasının ana şikâyetlerini değil, onun önemsiz kabul ettiği bazı bulgu ve belirtileri de sorgular. Doğru ilacı saptamak için homeopatın, hasta hakkında gerekli her şeyi bilmesi gerekir. Hastanın yaşamı, iş hayatı, aile düzeni, alışkanlıkları, sosyal ilişkileri, hatta gerekirse özel yaşamının ayrıntılarının yanı sıra, ailesinin şimdi ve geçmişteki sağlığı hakkında da birçok soru sorarak, verilen cevaplara göre uygun ilacı bulmaya çalışır. Bunun nedeni, homeopatinin hastalığı, beden-akıl-ruh bütünlüğünün ve dengesinin bozulması olarak kabul etmesi ve tedavide bu bütünlüğün ve dengenin yeniden kurulmasını hedeflemesidir. Homeopatiye göre herkesin, belli hastalıklara yatkınlık sağlayan temel yapısal özellikleri vardır. Bu nedenle seçilen ilaçların, hastalığın belirtileri kadar hastanın temel yapısına uygun olması gerekir. Sonuçta, aynı hastalığa yakalanmış iki insana, farklı temel özelliklere sahip oldukları için değişik ilaçlar tavsiye edilebilir. Aynı bağlamda, bir homeopatik ilaç, farklı hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Homeopatide seçilen ilaç, hasta kişiye özgüdür. Yani homeopatik tıpta, ‘hastalık yok, hasta var’dır. Homeopati, yan etkisiz, güvenilir bir sistemdir. Homeopatinin hayvanlarda ve çocuklarda da iyi sonuçlar vermesi, bu tedavi yönteminin etkisinin psikolojik yani plasebo olmadığını ortaya koymaktadır.

HANGİ DURUMLARDA UYGULANMAZ?
Her tedavi alanında olduğu gibi tabii ki homeopatinin de sınırları vardır ve gerektiğinde diğer tedavi yöntemleriyle beraber çalışmalıdır. Kanser gibi hastalıklarda vücudun yıpranmışlığı tedavinin başarısını belirler. Ya da ağır organ hasarı söz konusu olan bir hastada başka yöntemlerinde tedaviye dahil edilmesi gerekir. Diğer yandan homeopatik tedaviyle uyuşmayan durumlarda var. Örneğin; hasta düzenli olarak antibiyotik, kortizon, iltihap dindirici vs. alıyorsa homeopatik tedavi başarılı olamayabilir. Ayrıca çok nadir de olsa bazı insanların homeopatik ilaçlara karşı aşırı hassaslığı ya da aksine duyarsızlığı gözlemlenmiştir. Bu konuda homeopatlar farklı görüşlere sahipler.

ÇOK OKUNAN HABERLER

  • z Çocuğunuza Cüzdan Alın
  • z Hastalığına Çare Aranıyor!
  • z Kan ağlayan ağaç her derde deva..
  • z Sizi hasta eden şey, iyileştirebilir de...
  • z Bu ağaca sakın yaklaşmayın! Dokunanı öldürüyor
  • z Tok Tutan 10 Yiyecek