G. Bahar Arslaner

bahar.arslaner06@gmail.com

BİR UMUT,TUR AŞK

09-10-2013

             BİR UMUT’TUR AŞK

Bugün sadece aşkı yazmak istiyorum.

Bugün aşkı anlatmak istiyor harflerle var olan kelimelerim ve imkânsızlığın ne denli yürekte olduğunu yansıtmak istiyor kelimelerle can bulan cümlelerim.

Öyle bilinen yavaşlamış sevdaları değil, aşkı anlatmak istiyorum.

Uzun zamandır kimilerimizin atmosferinde yer bulmayan, yüreklere oksijen olan çıkarsız emeğin bütünü olan aşkı yazmak istiyorum.

Sevmenin kutsallığını yaşamış bir yüreğin bedeni olarak kör karanlıklara ışık gibi yansıyan bakışlarıma sebep olan “Umut” anlayamazlıktan gelse de bir bakışla umut etmeyi anlatmaktan bıkmıyor kendini duygu bütünlüğüm.

Bakmakla başlıyor aslında her şey, o herkesin bildiği bir defalık görmekle…

Bir anın içindeki zaman boşluğunda çıkar karşına bir gülüşü, bir bakışı, bir hareketi ya da bir anlık karelik fotoğrafıyla etkiler seni ve alıp götürür kendi iklimine farkında olmadan.

Ezberlersin ondan sonra her hareketini, tavrını, fotoğraflarla sınırlandırmış, telefonlarda ses tonuyla var olmuş bedeniyle bütünleştirmeye çalışırsın, onun anlatımıyla onu çizersin hayalinin tuvaline, eksiği vardır ama fazlası yoktur gerçeğin çizdiğin tuvalden. 

Farkında olmadan şekillenir çevren, bir günün sabahına uyandığında, kendini attığın sokakta karşına çıkan tanıdık tanımadık herkese “günaydın” demenle değişiyor yaşamın. Güler yüzle sabahın ekşi suratlarına mesaj verirsin “yaşam çok güzel” diye ve senin inadına gülümseyen yüzünün etkisiyle bakanların utanmasıyla çevreni etkiliyor içindeki kıvılcımların bütünü olan imkânsız aşkın prensesi. Bazen yanı başında devamlı oturan biridir, bazen uçsuz kıvrımında dünyanın herhangi bir yerinde seninle aynı ülkede doğup ayrı ülkede yaşayan biridir. Gerçek dünyanın karmaşasında fark edemediğini, sanal dünyanın çarpıklığında hissedersin, gerçekte anlatamadığını sanalda paylaşırken karşındakinin güven testine tabi olursun farkında olmadan. Sen inandırmak adına emek verirken o kaçış yöntemleri peşindedir ve o an aşk iki kişilik bir aksiyondur.

Onu birebir görmenin heyecanını öldürmeden sabırla beklersin bazı anlarda haftalar, bazı anlarda aylar ve bazı anlarda yılları hanene aktararak beklersin.

İlk buluşmanın öncesinde ardı ardına olumsuzluklar gelir önüne gerçek denilen kaçış bir duvar gibi durur karşında ve sen heyecanın verdiği mutluluk hızını kesmeden çarparsın birden bire karşına çıkan duvara.

Gerçeklik denen kaçış yöntemi bazen aranızda senin sorun etmediğin yaş farkı olur, bazen onun senden önce geldiği dünyada başkasına ait olması gelir, bazen görmedin gerçeklik onun evli olmasıdır, bazen aranızdaki mesafedir ki aşk denilen kutsallık yok saymıştır ezelden bugüne mesafeleri ama anlatamazsın, somut değil soyut kelimedir karşındakine göre senin duyguların.

Bazen bir başkasını sevene yönelir yüreği insanın kahrolur bedeni ve acı verir onurla taşıdığı yüreği. Aşk bir yerde acının öz anasıdır ve atmosferidir hayatı duyguların.

Aşk bazen değerini bilmediğin bir sevdiğinin gidişiyle pişmanlığın gün güne katlanarak arttığı anlarda egemen olur yüreğine o anın bütününde kaybettiğini anladığında başlar acının nöbeti ve uyuduğun odada duvarlar üstüne üstüne gelir.

Bir yetimin başka bir yetimi sevdiği gibi seversin ona her dokunduğunda hayalinde, az gelişmiş bir ikliminde suskunluğunda kırlangıçlarının öldüğü bir dünya yaratmışsındır ona ve farkında değildir ne denli yoğunlaştığının.

Bildiği tek cümle vardır peşi sıra yüklenir sana “Beni böyle sevmen için ne yaptım” cümlesine takılı kalır varlığı defalarca söylediklerini tekrarlarsın kendisine ama yine anlatamazsın sevdiğin bir bakış bir gülüş ve suskun durgun bir yüz ifadesidir. Gururunu hiçe sayıp aradığında kendine son bir şans vererek, karşındaki o bir zamanlar delice tutku ile sana yönelen ses tonunun yabancılığını hissettiğinde günün kör karanlık gece olur ve yaşanmaz gelir o andan sonraki her şafağın. Ardı arkası kesilmez o andan sonraki zamanının ilerleyen safhalarında acıların. Her şey üst üste gelir ve sen güç odağı iken hayatın birden zayıfladığını hissedersin.

Aşk her yürek ikliminde farklı bir çiçek adıdır aslında, bazen farklı yönden esen bir yeldir, bazen farklı bir yağış şeklidir ama aşk her yürekte aynı acının tarifi imkânsız mutluluğudur.

Bazen bir fırtınadır ve delice eser zararı felaket olur, bazen durgun sakin bir deryadır sıkıntılı anlar aşılar. 

Aşk sadece yaşamayana anlatılmaz, yaşayanlar ise tarifsiz kılar, mutluluktur adı, hüzündür, umut ve umutsuzluk arasındaki gelgit, yaşam ile ölüm arasındaki çelişkidir. 

Aşk kısacası mantığa ters bir yaşam şeklidir. 

Aşkın en güzel emeği engelleri aşmaya dair verdiği azim ve hırstır. Olmazları olur yapan emektir. Gelgitleri yok eden sabırdır. Bakışları anlamlandıran, duruşu heyecanlandıran, sevişmeleri kutsayan duygu bütünüdür.

Aşk; “umut” etmektir, “umut” ile başlayan cümleler kurmanın sabrını göstermektir, “umut” ile yüzleşmeye emek vermektir. Kendinden vazgeçişi göze alıp “umut” ile bütünleşmeyi göze alacak cesareti göstermektir.

Üstüne gelen duvarlara rağmen acıya direnmektir, önüne çıkarılan engellere karşın emek verip hak etmektir, olmazların içinde allanıp pullanan bahanelere aldırmadan sabrın erdeminde birikerek beklemektir zamansız, karanlıklara rağmen ışığı o bakışlardan alıp bir amaç yaratı yürümektir uzun yollara aldırmadan.

Herkesin yaşadığı değil de her insanın yaşama arzusunda olduğu bir duygu bütünü yaşatmaktır Aşk.

Aşk “umut” etmektir ve “umut” ile başlayan her şeyi sevmektir.

Her acıya, olmazlara, engellere, geçmiş yıkıntılara rağmen;

Bir “Umut”tur Aşk…

Serdar ARIKAN