Esma Pak

esmapak2000@gmail.com

YÜZ YILLIK NESLİ ÇÖPE ATTILAR

01-05-2016

 

Cumhurun Reisi sana yazıyorum, Başbakanım sen oku, Milli Eğitim Bakanım sen anla…

Okumuş cahiller ortaya çıkarmak için insanların ömründen 16- 20 sene çaldılar. Çocukları 7 yaşlarında ilkokullara alarak öğrenme zamanlarını geciktirildi. Sanki deha yetiştiriyormuşçasına para istendi fakat sadece okuma yazma bilen cahiller yetiştirildi.

 

Bir çocuk 6 yaşında anaokuluna başlıyor. Aslında anaokulunun amacı çocuğa yeteneklerini keşfettirmek, yeni şeyler öğretmek, çevresini ona tanıtmaktır. Fakat çocuk 6 yaşına geldiği zaman zaten çevresini tanır, yeteneklerini ya köreltir ya da o yeteneklerini farkına varmaz. 7 yaşına geldiği zaman ilkokula başlar. Çocuk ilkokulda başlangıç olarak yazı yazmayı öğreniyor. Ama herkesin atladığı bir şey var. Çocukların el becerileri 5 yaşlarında oturur. Çocuklar oturmuş el becerisiyle yazı yazmaya çalışıyor fakat beceremiyorlar. Çocuk hem çirkin yazıyor hem de dersin yarısından fazlası yazı yazmakla geçiriyor. Yani dersin verimi yarı yarıya düşürülüyor. İlkokulda çocuğa her şeyi öğretebilecekken bizler sadece yazı yazdırıyor, oyun oynatıyoruz. Yabancı ülkelere bakıldığı zaman çocuklar ilkokulda matematiği ileri seviyede; yabancı dili konuşabilen, yazabilen, anlayabilen; kendi dil kurallarını bilen; sürekli kitap okuyan; ana dilinde ki kelimelerin %50’sini bilen çocuklar yetiştiriliyor. Fakat bizim ülkemizde ise “çocuk daha çok küçük”,” bunu algılaması ondan beklenemez”, “bu kadar zor bir şeyi benim çocuğum yapamaz.”, “ileride zaten yapar” diyerek büyütüyoruz bütün çocuklarımızı. Eğitimde yaptığımız hatalar tabi ki de burada kalmıyor. Çocuk ortaokula geçerken ilkokulda gördüğü bütün dersleri görüyor ve bu yüzden birçok dersi düşük oluyor. Yani bizim eğitim sistemimiz de bir kuşa yüzmeyi bir balığa ise uçmayı öğretmeye çalışıyorlar. Ama unutulmamalı ki kuşa yüzmeyi öğretirken o kuşun kanatlarını kırarsın ve aynı zaman da balığa da uçmayı öğretirken öldürürsün. Yani sayısal zekâya sahip bir insana sözel dersleri verdiğimizde o çocuğun hem derslerinin düşmesine neden oluruz hem de zekâsını köreltmiş oluyoruz. Çocuklar ortaokulda çok az saat ders görerek pek bir şey öğrenemiyor. Bu da yetmezmiş gibi eğitim sistemimiz her şeyi sadece olduğu gibi öğrenmemizi istiyor. Çocukların düşünmelerini engelliyor, deha olan çocuğun bile sadece standartları düşünmesine izin veriyor. Bu da düşünmeyen sadece verileni anlamadan, algılamadan ezberleyen ve unutan bir nesil demektir. Ayrıca atlanmaması gereken bir konu var ki; dersler çocuklarımıza sadece sınavlar için veriliyor. Buna örnek verecek olursak eğer; Matematikte çözüm için onlarca yol vardır. Ve çocuk hocanın gösterdiği yol dışında başka bir yolla çözerse hoca ”sınavda benim yaptığım yolla yapmazsanız kabul etmem.” Diyor. Çocukta o yolu anlamasa da onunla yapmaya çalışır. Ya da bir Türkçe hocası dil bilgisini anlatırken neden böyle kuralların olduğunu söylemek yerine sınav da bu şekilde şu şekilde yazın diyor. Yani eğitim sadece sınavlar için veriliyor.

 

Yabancı ülkelere bakıldığı zaman milli eğitim kitapları 20.000 – 30.000 – 40.000 kelime içermekteyken bizim ülkemizde milli eğitim kitapları 5.000 – 6.000 kelime içermektedir. Bu da çocukların gelişiminde kötü bir başlangıç oluyor. Unutulmaması gerekiyor ki atalarımız yani Osmanlı devletinde çocuklar 3-4 yaşında alınıyor ve eğitimleri zekâlarına göre sıkı bir şekilde verilirdi. Çocuklar kendi dallarında geliştikten sonra ise başka alanlara yönelerek her alanda bilgiye sahip oluyorlar. Bir söz vardır; Eğer bir marangoz hata yaparsa özür diler ve yenisini yapar. Fakat bir ülke eğitim de hata yaparsa bunun özrü olmaz. Ve eğer bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız öncelikle o ülkenin eğitim sistemini çökertin. Bir şeyler başarmak istiyorsak eğitimimizi düzeltip ona önem vermeliyiz.