ORHAN ARSLAN

orhanarslanmatoglu@hotmail.com

MÜLTECİ KAÇAK SOĞUK KIŞ ÜŞÜMEK

26-11-2016

MÜLTECİ    KAÇAK      SOĞUK    KIŞ     ÜŞÜMEK
Gün geçmiyor ki; haber kanallarından başka bir memlekete, kendi vatanından kaçmak isteyen insanların, kaçma girişimleri sırasında geçirdikleri çeşitli kazalarla, hayatlarını kaybettiler.., haberini duymayalım. Bu insanlar Vatanlarını keyfinden, iş olsun diye terk etmiyorlar. Çoğunlukla memleketlerinde kargaşa, kaos ortamı vardır. Kimi zaman can emniyeti yok denecek seviyeye gelmiştir. Halen savaş devam etmektedir. Yoksa kolay, kolay bir insan kendi toprağını, yakınlarını terk etmek istemez. Zaten basit bir iş de değildir.  Her  yıl kaybedilen çoluk, çocuk on binlerce insan bunun delilidir. Bunun yanında siyasi mülteci olarak sığınma hakkı isteyen insanlardan, zaten bahsetmiyorum. Son olarak deniz ortasında kalarak hayatlarını kaybeden, mültecilerin görüntüleri hala hafızalarımızda canlılığını koruyor. Yürekler burkuluyor. Üstelik Ülkemize sığınmış mültecilerin; kar, soğuk, hastalıklarla olan mücadeleleri, ayrı bir trajedi. Yine, bu günlerde; sokaklarda yaşayan kendi insanımızın, soğuk ve kışla imtihanı… Allah bu durumdaki herkesin yardımcısı olsun. Bu konuda, yerel yönetimlerin duyarlılığını, takdir ediyorum.
Batının elinde kaybolan binlerce çocuk. Akıbetleri, belli değil...
Son gelişen olaylar dolayısıyla; Mülteci sorunu tekrardan,  Dünya gündemine oturdu. Kaçıp gitmekle sorunlar bitmiyor. Yeni, ueni sorunlar önlerine geliyor. Koca, koca devletler, çocuk oyuncakları gibi, mültecilerle oynuyorlar.
Bu kaçış macerasının başını; Müslüman ülkelerden kaçma girişimi çekmektedir. Çünkü, Dünya üzerindeki hakim güçler, onlar üzerinde oyun, oynamaktadırlar. Doğal kaynaklarını çalmak adına; iç karışıklıklar, iç savaşlar, onların eseridir. Bu kaostan kaçmak isteyen insanlar, canlarını kurtarmak adına her şeyi denemektedirler. Kaçma girişimleri sonrası başarılı olan insanların gittikleri ülkede birey olarak, serbestliğini, özgürlüğünü kazanma şansları da kolay değildir. Bir müddet göç ettikleri ülke onları köle gibi kullanmaktadır. Zor işlerde, az para vererek, hiçbir sosyal yardım desteği veya primi yatırılmadan bu insanlar, köleliklerine devam ederler. O arada bu şartlara katlanabilen, yahut dayanabilen insanlar hayatta kalır, diğerleri ölür, gider. Sömürgeci devletlerin istediği de budur. Çünkü hayatta kalan kimilerinin, oradaki yaşam şartını geride kalanlara mesaj olarak iletmesi gerekmektedir. Geride kalanlar için; kendi memleketlerinden kaçarak, oralara sığınma işlemi, umut şeklinde önlerine konulmuş bir fırsat olarak, her zaman canlılığını korumalıdır. Bu sayede dolaylı kölelik devam etsin isterler. Sömürgeci zihniyetin bu insanlar üzerindeki düşünceleri, budur.
Batı hayatı, bir rüya, gerçekleşmesi istenilen bir hayal gibi sunulur. Cazip hayat tarzı, teknolojik imkanları, gelişmişlik düzeyi; kendilerinin dışındaki insanlara; bir umut olarak, kavuşulacak bir sevgili olarak. sunulur.
Bu gerçekleri görünce; Ülkemizin tüm kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile; sığınmacılara kucak açması, her türlü takdirin üzerindedir. Neden? derseniz. Batılı ve kapitalist, sömürgeci devletlere göre; Ülkemizin imkanları, ekipmanları daha sınırlıdır.  Ancak, kocaman bir yüreği, iman dolu göğsü vardır. Sadece Allah rızası ise; tek amaçlarıdır. Bu amaç uğruna, sahiplenilmektedir. Her şeyeden önce; insandır. İnsana sahip çıkmak, ona gerken değeri vermek gerekir.
İnsanların kendi topraklarından, başka topraklara kaçma girişimi kolay bir iş değildir. Son  zamanlarda bunlara şehrimiz insanı da tanıklık etmektedir. Kimi zaman, Şehrimiz bu gibi insanları misafir etmektedir. Bu olumsuz şartlara sahip olmak bile; o, tür insanlar için bulunmaz bir nimettir. Ancak, yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; bu insanlar insan kaçakçılarının elinde, yahut kaçma eylemlerinin herhangi bir yerinde; hayatlarından olmaktadır. Bu tür insanların maruz kaldığı her türlü kötülüğe bulaşma, ihtimali de işin fazladan ortaya çıkan ayrı bir dertler yumağıdır. Bunun içerisinde uyuşturucu kaçakçılığından, köle işçilikten, kobay olarak kullanılmaktan, organ mafyasının eline düşmekten v.s. beter durumlar olduğunu da unutmamak gerekir. Dünya devletleri kendilerine resmi olarak mültecilik başvurusunda bulunanların müracaatlarını hemen sonuçlandırmazlar. Süründürebildikleri kadar; süründürürler. Halbuki o zavallıların, memleketlerini sömürmekten vazgeçseler, belki onlarda kaçmak zorunda kalmazlar. Hem sömürüyorlar, hem de o, tür devletleri dışarıdan yönetmeye bayılıyorlar.
Dünya üzerindeki hakim güçlerin bir günah dosyası olarak; kaçak insanlar sorunu önümüzde durmaktadır. Oldukça acındırıcı, korkutucu, yıpratıcı olan bu durum, gittikçe daha da büyük sorun olmaktadır. Çünkü, onların her alanda işine gelmektedir. Zaman, zaman göstermelik girişimlerle; Dünya kamuoyuna bu işlerin bitmesi için çaba gösterdiklerine dair çalışmalar yapmaktadırlar, yapıyor gözükmektedirler. Eğer bu konuda samimi olsalar; her gün sofralarında yaptıkları israflarla milyonlarca insanı bu durumlardan kurtarabilirler. Onların tüm kaynaklarını acımasızca kullanan sömürü devletleri o insanlara, bir dilim ekmeği, içecek bir yudum suyu çok görmektedirler. İşte gerçek hırsızlık budur. Bu konuda; onların en yetkili ağzı olan Papa bile; Ülkemizin yaptıklarını takdirle karşılamıştır. Hatta, bu imkanlarımıza göre; bu kadar sahiplenmemize, şaşırmıştır. Kısacası bu kadarını beklemiyordu.
O nedenle; açlıktan, susuzluktan veya can emniyetinden dolayı topraklarını terk ederek, her şeylerini gerilerde bırakan, bu insanların ALLAH yardımcıları olsun. Zor bir hayatın, kendilerini nasıl bir hayatın beklediğini bilmedikleri bir maceranın, kapısını aralamak istiyorlar. Dünya üzerindeki sömürü işlemleri devam ettiği müddetçe; bu kaçak mülteci sorunu, insanların hayatları uğruna başladıkları yolculuklar, durmadan devam edecektir. Umut her zaman vardır… Sloganı onların hayallerini süsleyen bir sihirli sözcük gurubu olarak, önlerinde durmaktadır… Bu hayalciliğin peşini kolay, kolay bırakmayacak gibiler… Allah bu durumdaki herkesin yardımcısı olsun…
Sığınmacı insanlara yardım amacı ile; ev hanımlarının kışlık giyecekleri yapmak için; attıkları her düğümde, Dünyaya haykırmaktadırlar. Bunlar da insan, biz onlara yardım ediyoruz... Elbet bir duyan olur.
Mülteciler ise; Bizim korunmaya alınan hayvanlar kadar değerimiz yok mudur? Karda, soğukta; sadece üşüyoruz, diye haykırmaktadırlar. Bu haykırışları, Dünya üzerinde duyacak bir kulak aranmaktadır. Üşümenin ne demek olduğunu anlayan, tüm insanlara tekrardan haykırmaktadırlar. ÜŞÜYORUZ…