Erkan Gündüz

erkn.gndz@hotmail.com

SAMİMİYET(İZM)

30-04-2016

Toyduk o zamanlar. Nereden bulaştı bilmem,
kanımızda sanat aşkı var. Bulduk iyi bir yer. 
İki sene eğitim gördük. Ama ne eğitim!
Brecht'ler, Muhsin Ertuğrul'lar, Shakespeare'ler havada uçuşuyor.
Ne akımlar, ne bilgiler, ne tarzlar...
Hiçbir dersten sıkılmazdık. Yeterki çıkalım sahneye,
söyleyelim replikleri, dünyalar bizim.
Hele o alkış sesi yok mu, ayaklarını yerden keser,
kendini bulutların üstünde sanırsın.

Mezun olduğumuzda sudan çıkmış balığa dönmüştük.
Birkaç ay ne yapacağımızı bilemedik. 
Elimizde sertifikalarımız, kapı kapı dolandık.
O beyin yakan eğitimleri boşuna almamıştık.
Bir an önce sahnelere çıkıp, alkışlara boğulmak istiyorduk.

Tam ümidi kesmişken bir haber aldık.
Hayatını sanata adamış bir hocamız ekibine yeni oyuncular arıyordu.
Büyük bir heyecanla seçmelere girdik. Kazandık. Başladık çalışmaya.
Diyar diyar dolanıp, heryerde sahneye çıkıyorduk.
Zorluklar başlamıştı ancak bunu biz istemiştik. 
Bitmek bilmeyen provalar bizi oldukça yıpratıyordu.
Yol parasını denkleştiremeyip, kilometrelerce yürüdüğümüz çok oldu.
Oynanan onlarca oyuna rağmen cebimize para girdiği söylenemezdi.
İlk zamanlar takılmıyorduk böyle şeylere.
Hem sahneye çıkıyorduk ya, daha ne istiyorduk?
Bize boşu boşuna 'tiyatroda para yok' diye ezberletmemişlerdi.
Hocamız hüzünlü bir tonla 'işte tiyatro böyle çocuklar,' derdi.
'Tiyatro fedekarlık ister.' 

Hocamız mı?

Tam bir emekçiydi. Sanırsın bütün emekçilerin bayrağı onda.
Gelir uçurumuna ve statü farkına zinhar karşı çıkardı.
Her daim eşit kazanç, eşit pay...
Hele 1 Mayıs'lar yok mu, çocuklar gibi sevinir,
sahne üzerinden şiirler patlatır, alkışların en büyüğünü alırdı.
Fakat biz onun haline çok üzülüyorduk.
Son model 4X4 aracının, o lüks dairesinin 
ve çocuklarının özel okul masraflarını nasıl karşılıyordu gariban?
Tiyatrodan başka bir uğraşıda yoktu halbuki. Yazık!

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!
Ne güzel söylemiş, söyleyen.
Sağcı, solcu veya muhafazakar olmuşsun, ne fark eder?

Şu devran döndükçe bayramlarımız hiç bitmez. 
İşte,birinin daha arefesindeyiz.
İşçi Bayramı!

İnsanlar yine televizyonlarda, gazatelerde veya sokaklarda boy gösterecekler.
'İzm'lerine göre atıp tutacaklar.
Kimilerinin alkışladığını, kimeleri yuhalayacak;
kimlerinin yuhaladıklarını, kimileri alkışlayacak.
Umarım bu bayram hiçbir kargaşa olmadan, olaysız ve insanca kutlanır.
Bundan gayrı bir temennim yok.

Ne yalan söyleyeyim, aslında var.

Bir 'izm' daha ortaya çıksın istiyorum.
Bende atayım kendimi sokaklara.
Hiç susmadan haykırayım;
samimiyet(izm) çok yaşa! 

Ve elleri emek kokan tüm işçilerimize saygıyla...