Erkan Gündüz

erkn.gndz@hotmail.com

RÜZGAR GİBİ GEÇTİ

10-10-2016

Şaşırdık mı?

Hayır.

O zaman kopan bu yaygaranın anlamı ne?

Hiç; laf olsun, torba dolsun.

Bu on yıllık, on beş yıllık mesele de değil üstelik.

Gelin, yetmişlere gidip, Yeşilçam diye adlandırdığımız filmlere bakalım.

Zengin bir adam sırf gıcık oldu diye bir masumu öldürür;

Veya zengin olan bir yakışıklı ölümle sonuçlanan bir kazaya karışır;

Ya da şımarık bir velet mahallenin en temiz kızına tecavüz eder…

Listeye birçok filmin konusu eklenebilir. Lakin ben kısa tutuyorum.

Film bu ya, o kazalara ya da suçlara karışan hiçbir zengin adalet karşısına çıkmaz.

Çıksalar bile paralarının gücünü kullanarak bir şekilde yakayı sıyırırlar.

Hiç olmadı yüksek bir meblağ karşılığında suçu başkası üstlenir.

Bu kuralın değiştiği tek bir film bile anımsamam.

O filmleri hatırladınız!

Biz mi?

Biz o tür filmlerde her zaman mazlumun yanındaydık.

Onlarla ağlar, onlarla gülerdik. Hele onlar kazandı mı, değmeyin keyfimize.

Hangimiz hâkime ‘buda mı gol değil,’ diye bağıran Sadri Alışık’a, ‘gol be,’ diye haykırmadık?

Geçenlerde saygı duyduğum bir sanat insanı güzel bir yazı paylaştı.

 

Tiyatro, prova edilmiş hayat; hayat ise, provasız tiyatrodur.

 

Birkaç gün öncede millet sinemasında güzel bir film oynatıldı.

Bilmem, izleyebildiniz mi?

Filmin adı mı?

 

Rüzgâr Gibi Geçti…