ORHAN ARSLAN

orhanarslanmatoglu@hotmail.com

MÜLTECİLER

04-10-2019

MÜLTECİLER
Dünya liderlerinin bir araya geldiği toplantıda; bir-çok meselenin yanında, mülteciler meselesi de; gündemdeki yerini korudu.

ABD ´ de yapılan toplantıda; Sayın Başkanımız; RECEP TAYYİP ERDOĞAN, Dünya liderlerinin yüzüne bazı gerçekleri söylerken, mülteci konusunun da; ısrarla altını çizdi. Ülkemizin yaptığı fedakarlıkları bir kez daha hatırlattı. Dünyanın vurdumduymazlığına, vicdansızlığına, olaylara seyirci kalmasına, isyan etti.

Suriyeli Aylan bebeği, unuttuklarını hatırlattı...

Gün geçmiyor ki; haber kanallarından başka bir memlekete, kendi vatanından kaçmak isteyen insanların, kaçma girişimleri sırasında geçirdikleri çeşitli kazalarla, hayatlarını kaybettiler. Haberini duymayalım. Bu insanlar Vatanlarını keyfinden, iş olsun diye terk etmiyorlar. Çoğunlukla memleketlerinde kargaşa, kaos ortamı vardır. Kimi zaman can emniyeti yok denecek seviyeye gelmiştir. Halen savaş devam etmektedir. Yoksa kolay, kolay bir insan kendi toprağını, yakınlarını terk etmek istemez. Zaten basit bir iş de değildir.  Her  yıl kaybedilen çoluk, çocuk on binlerce insan bunun delilidir. Bunun yanında siyasi mülteci olarak sığınma hakkı isteyen insanlardan, zaten bahsetmiyorum. Son olarak deniz ortasında kalarak hayatlarını kaybeden, mültecilerin görüntüleri hala hafızalarımızda canlılığını koruyor. Yürekler burkuluyor. Üstelik Ülkemize sığınmış mültecilerin; kar, soğuk, hastalıklarla olan mücadeleleri, ayrı bir trajedi.

İdlib´ deki olayların tırmanışı; Ülkemize yeni bir göç dalgasının habercisi olmaktadır.

O NEDENLE; SAYIN BAŞKANIMIZ, ISRARLA GÜVENLİ BÖLGE KONUSUNUN, ÖNEMLİ OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA HAYKIRDI. SABRIMIZIN KALMADIĞI VURGUSUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATTI.

Son gelişen olaylar dolayısıyla; Mülteci sorunu tekrardan,  Dünya gündemine oturdu. Kaçıp gitmekle sorunlar bitmiyor. Yeni, yeni sorunlar önlerine geliyor. Koca, koca devletler, çocuk oyuncakları gibi, mültecilerle oynuyorlar.

Batının elinde kaybolan binlerce çocuk. Akıbetleri, ise; belli değil... Kobay olarak kullanılanlar, suç örgütlerinin esiri olanlar, organ mafyası, misyonerler...

Bu kaçış macerasının başını; Müslüman ülkelerden kaçma girişimi çekmektedir. Çünkü, Dünya üzerindeki hakim güçler, onlar üzerinde oyun, oynamaktadırlar. Doğal kaynaklarını çalmak adına; iç karışıklıklar, iç savaşlar, onların eseridir. Bu kaostan kaçmak isteyen insanlar, canlarını kurtarmak adına her şeyi denemektedirler. Kaçma girişimleri sonrası başarılı olan insanların gittikleri ülkede birey olarak, serbestliğini, özgürlüğünü kazanma şansları da kolay değildir. Bir müddet göç ettikleri ülke onları köle gibi kullanmaktadır. Zor işlerde, az para vererek, hiçbir sosyal yardım desteği veya primi yatırılmadan bu insanlar, köleliklerine devam ederler. O arada bu şartlara katlanabilen, yahut dayanabilen insanlar hayatta kalır, diğerleri ölür, gider. Sömürgeci devletlerin istediği de budur. Çünkü hayatta kalan kimilerinin, oradaki yaşam şartını geride kalanlara mesaj olarak iletmesi gerekmektedir. Geride kalanlar için; kendi memleketlerinden kaçarak, oralara sığınma işlemi, umut şeklinde önlerine konulmuş bir fırsat olarak, her zaman canlılığını korumalıdır. Bu sayede dolaylı kölelik devam etsin isterler. Sömürgeci zihniyetin bu insanlar üzerindeki düşünceleri, budur.

ŞİMDİ, ABD VE YANDAŞLARI, İRAN´I KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK İSTEMEKTEDİRLER. Olası bir sıkıntıda; sınırımızın başka bir köşesi de; mülteci akınına uğrayabilir. Çevremizdeki, Bu gelişmelerden anlaşılıyor ki; dolaylı olarak da olsa; asıl hedef tahtasında; Ülkemiz vardır.

Mültecilere;

Batı hayatı, bir rüya, gerçekleşmesi istenilen bir hayal gibi sunulur. Cazip hayat tarzı, teknolojik imkanları, gelişmişlik düzeyi; kendilerinin dışındaki insanlara; bir umut olarak, kavuşulacak bir sevgili olarak, sunulur. İşin aslı hiç de; öyle değildir.

Bu gerçekleri görünce; Ülkemizin tüm kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile; sığınmacılara kucak açması, her türlü takdirin üzerindedir. Neden? Derseniz. Batılı ve kapitalist, sömürgeci devletlere göre; Ülkemizin imkanları, ekipmanları daha sınırlıdır.  Ancak, kocaman bir yüreği, iman dolu göğsü vardır. Sadece Allah rızası ise; tek amaçlarıdır. Bu amaç uğruna, sahiplenilmektedir. Her şeyden önce; insandır. İnsana sahip çıkmak, ona gereken değeri vermek gerekir.

Bu mülteci konusuna, acımasız yaklaşanlardan bir ricamız var. Bir an için, onların yerine kendinizi koyunuz... 
YAŞADIĞIMIZ DEPREM SONRASI; Naıl savrulduğumuzu hatırlayalım. Çaresizliğin ne kadar zor şey olduğunu aklımızda tutalım. Ona göre; Mültecilerin durumlarını düşünelim. Onlarında, içlerinde yaramaz insanlar olduğunu biliyoruz. Ancak, kendi vatandaşlarımızdan da; aynı yaramazlıkları yapanlar olduğunu unutmayalım... Tahammül etmenin ne kadar zor olduğunu da; biliyoruz.  
Allah kimseyi Vatansız bırakmasın...

DIGER YAZILAR