ORHAN ARSLAN

orhanarslanmatoglu@hotmail.com

ŞİDDET    SUNUMLARI     VE   GENÇLİĞİMİZ    GELECEĞİMİZDİR

30-12-2020

ŞİDDET    SUNUMLARI     VE   GENÇLİĞİMİZ    GELECEĞİMİZDİR
Ne oluyoruz, anlamış değiliz... Şiddet görselleri TV' lerin baş köşesinde sunuluyor..

TV´lerin gündüz kuşaklarında üstelik ev hanımlarının evde olduğu dönemlerde, öyle sunumlar yapılıyor ki, akıllara zarar bir durum var ortada. İhanet, arsızlık, cinayet, kaçırma, tecavüz... Sıradan olaylar gibi anlatılıyor.  Hem de evimizin başköşesinde... Mahrem ilişkiler an küçük ayrıntısına kadar, üstelik dikkatleri üzerine çekecek şekilde seyirciye sunuluyor.

Akabinde kadın cinayetleri, şiddet görüntüleri haberlerin birinci sırada...

YETER   ARTIK...  Bir nesli yok ediyorsunuz... Televizyon dizilerinde mafya anlatan, ahlaksızlık sunan dizi ve film izlemek yerine, eğitici programlar görmek istiyoruz...

Var olan bir gerçekte,  Üniversite gençliğinin sorunları da ortadadır. Bu gerçekler de göz ardı edilemez. Ailelerinden uzak öğrencilerin, onlar nasıl olsa özgür insanlar istediklerini yaparlar, mantığını da sorgulamak lazım.

Öyle ki son zamanlarda,

İnsanımızın, işlediği vahşi suçlar toplum gündemine oturdu. İster, istemez ne oluyor? Diye kendi kendimize sormamız gerekiyor. İnsanımız bir bunalımın içerisinde her katmandan değişik olumsuz haberler alıyoruz. Bu haberlerin onlarca nedeni olabilir. Amma ben: öncelikle örnek alma, imrenme, onun gibi olma, öne çıkma, dikkat çekme,  farklı algılanma, özenti, gibi beklentilerinin öne çıktığını düşünüyorum. İnsanımızda en çok kendi gibi olmak yerine; başkasına benzemek, onun gibi olmak, örnek alma durumunun daha yaygın olduğu gözlemlenmektedir. Medya, Çevre arkadaş ilişkileri ya da bazı şeyleri elde edememe çaresizliği bu tür suçlara yönlendiriyor kanısındayım. Burada Medyanın, topluma mal olmuş sanatçıların, sinemanın, sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Kimi olumsuz davranışların oralardan örnek alındığı kanaatindeyim.

Bütün bunları söylerken, şu gerçeği de unutmayalım. Ülkede özgürlüğün sınırının ne olduğu? Ya da ne olmadığı? Hala tartışılmaktadır. Birine göre özgürlük olan bir konu, bir başkasının özgürlük sınırını zorluyorsa; o zaman onun sınırlarının belirlenmesi gerekir. Evet,  işin vardığı sonucu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz. Yapılan protestoların birinde;  bir pankart dikkatimi çekti. Bir genç kızımız elindeki pankartta, şunu yazdırmış ve taşıyordu. Hepimiz.......  Evet, enteresan gençliğin özgürlüğünün vardığı noktayı gösteriyor.  Amma, ortada bir gerçek var.  Bu genç bizim gencimiz. Bu, nasıl bu hale geldi?  Bunun sorumluları kimler?  
Ülkemiz gençliği öncelikle Aile, okul, çevre ve resmi kurumlar  işbirliği ile her türlü tehlikeden korunmalıdır. Bu tehlike sınırları bellidir. Her türlü bağımlılığa düşmekten, yanlış arkadaş guruplarının etkisi altına girmeye kadar uzanan bir yolculuk... Sokaklar bu tehlikelerle doludur. Resmi kurumlar bu tehlikelere giden yollara yasal engeller koyabilirler.
Koskoca bir Ülkenin genç neslini geleceğe yönelik olarak her türlü tehlikeden koruma amaçlı girişimlerinden daha kıymetli ne olabilir?
Ha gayret bu soromluluğun farkına vararak, yukarıdada belirttiğim gibi, Önce Aile, Okul, Çevre ve Resmi kurumlar ortaklığı ile başarılabilir. Bu yolda en güçlü silahımız sevki ve şefkat olmalıdır.
O çağlarda en çok eksikliği hissedilen kavramlar bunlar olsa gerektir. Çünkü, o çağlardaki gençlerin en fazla şikayetçi olduğu konu, kendisine gereken ilgi ve özenin gösterilmediğini ifade ederek şikayetlere başlamasıdır. 
Evet, gençliğimiz geleceğimizdir. Ona gereken özeni gösterelim...

DIGER YAZILAR