hakkı toka

h.toka@hotmail.com

DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE EMEK MÜCADELESİ İÇİN BİRLEŞMEK!!

01-05-2021

Taksim meydanı karanlık güçlerin kana boyattığı işçilerin ve emekçilerin can verdiği yerdir. Bu anlamda “Taksim 1 Mayıs” kutlamaları için simgedir. Taksim meydanı AKP iktidarı tarafından bir çok etkinliğe açık tutulurken, her ne hikmetse emekçilere hep yasaklanmıştır. Emekçilerin mabedi olmuş Taksim Cumhuriyet anıtı,  emekçilerin 1 Mayıs kutlamalarına açılıncaya kadar  mücadelemiz kesintisiz olarak devam edecektir. Faşist  İktidar,  Dünyayı omuzlarında taşıyan emekçilerin üstüne kolluk güçlerini salarak ve şiddet uygulayarak,bir daha gerçek yüzünü göstermiştir. Korona virüsü iktidarın işini kolaylaştırarak, meydanların işçilere ve emekçilere kapatılmasının bariyeri olmuştur. AKP işçilerin ve emekçilerin fabrikalarda, tarlalarda velhasıl hayatın her alanında hiçbir sağlık önlemi alınmadan  korona salgınına ve  kıskacına terk etmiştir.. Egemenler ve muktedirler neden ve niçin bu kadar korkuyorlar emekçiler den. Sanal kutlamalarla, oldu bittiler le, bu sorumluluktan kurtulacaklarını sanan, bazı “Sarı sendika patronları” unutmamalıdırlar ki bu teslimiyetin ve (muktedirlerle) işbirliğinin hesabı bir gün sorulacaktır.Türkiye işçi sınıfı kendi haklarını ve kazanımlarını sahiplenmedikçe, vahşi kapitalizme karşı devrimci örgütlü bir yapı oluşturmadıkça, ezilmeye ve kaybetmeye mahkumdur. Sendikal örgütlü yapı işçi haklarının kazanımı ve geliştirilmesi için mücadele etmiş olsaydı bu gün milyonlarca işçi işten çıkarılarak veya çok sembolik bir ücret karşılığında tam kapanmanın yaşandığı bu günlerde evlerinde   açlığa ve sefalete mahkum edilmeyeceklerdi.. Ülkede karantina uygulaması yaşanırken, iş güvenliğinden ve sosyal haklardan mahrum, işçiler, emekçiler ve yoksullar aşılanmayarak   ölüme mahkum ediliyorlar…Kısıtlamanın hiçbir altyapısı oluşturulmadan, yoksul bütün kesimleri evlerinde açlığa ve sefalete mahkum eden bu yağmacı ve talancı yönetim, ülke kaynaklarını  kendilerine ve bir avuç yandaşa  aktararak servetlerine servet katmaya devam etmektedirler. Sosyal devletten  vazgeçen bu iktidar, “sadaka devlet” zihniyetini hortlatarak açlığı ve yoluğu tasfiye etmek yerine, açlığı ve yokluğu koruyarak ve kollayarak yönetmeye çalışmaktadır. Cumhuriyetin temel değerleri öncelenerek ve  bu bilinçle mücadele edilmedikçe, Kent yoksulları, emekçiler ve işçiler daha çok can ve hak kayıplarını yaşayacaktır. Koşullar ne olursa olsun, her koşul altında işçi sınıfı cumhuriyetin temel değerleri ile birlikte  sendikal haklarını kararlılıkla savunarak mücadele etmeli, teslimiyetçi ve biatçı  her türlü anlayışa karşı direnmelidir.  Bu gün temel çelişki Siyasal İslam ile Laik demokratik sosyal hukuk devleti anlayışı arasında yıllardır çok derinleşmiş olan  çelişkidir...Teokratik bir devlet yapılanmasında (sistemde) temel hak ve özgürlüklerin hiç birinin yeri ve güvencesi yoktur. Laik demokratik sistem korunmadıkça ve var edilmedikçe işçi haklarında söz edilemez. İşçi sınıfının zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur.  Bu nedenle Emekçi bütün kesimler,  Cumhuriyetin bütün kazanımlarını sahiplenerek korumadıkları sürece, işçiler  demokratik ve sendikal haklarını elde edemiyeceklerdir.   Çünkü teokratik ve totaliter devlet yapılanması bu hakları temelden reddetmektedir... İşverenler ve Devlet işçiye karşı aynı cephede ittifak yaparak, işçi sınıfının sosyal ve siyasal haklarını gasp ederek köleliğe mecbur edecektir.. Sovyet Sosyalist cumhuriyetler birliğinin dağılmasıyla birlikte, Dünyada ve ülkemizde, çok şey işçi ve emekçilerin aleyhine değişmiştir, işçi sınıfının kazanımları ve haklarında büyük kayıplar yaşanmış, tek kutuplu emperyalist kapitalist sistemi alabildiğine güçlendirmiştir. Tek kutuplu dünya da küresel sermaye hiçbir engelle karşılaşmadan, bütün yaşam alanlarındaki üretimden tüketime kadar, her şeyi kendi karlılık esasları üzerine kurgulamıştır. Emek kesimleri kıskaca alınarak, modern kölelik sistemine mahküm edilmiştir. AKP ILO sözleşmesini görmezden gelmekle kalmamış, Anayasayı toptan askıya alarak,  Uluslar arası sözleşmeleri uygulamayarak keyfi uygulamalara yönelmiştir. Ülkenin bütün fabrikalarını satarak, devasa Ceza ve tutuk evleri yaptırmış kendisine muhalif bütün siyasi kesimleri bu zindanlara tıkmakla ünlenmiştir. Alkollü içecekleri yasal ve anayasal hiçbir dayanağı olmadan yasaklayarak, Siyasi İslam tarzını dayayarak ne yapmak istediğini ayan beyan ortaya koymuştur....20 yıldır Anayasal suç işlemeye devam ediyorlar. Ülkemiz ucuz iş gücü cenneti yapılarak Çinin bile gerisine düşürülmüştür.. Sendikal hak talepleri asla kabul görmemiş, Grevli toplu sözleşmeli haklar, rafa kaldırılarak çalışan kesimler mağdur edilmiştir. Taşeronluk sistemi denilen bir sistem icat edilerek, işçiler korkutularak mevcuda razı edilmiştir. AKP/MHP  in hak hukuk tanımaz anlayışı, antidemokratik uygulamalarıyla bütün kesimlerde kendisini alabildiğine his ettirmekte dir. Yolsuzluklar, yokluklar ve yasaklar bütün toplumu sarıp sarmalayarak, perişan etmiştir.. AKP/MHP  in savaş politikaları halkları karşı karşıya getirerek ve de düşmanlaştırarak, iktidarda kalmaya çalışmaktadır. AKP ve MHP iktidarında yürütülen kimlik eksenli hükümet politikaları ile bütün toplumsal kesimleri ayrıştırıp düşmanlaştırıyor.  Ülkemiz orta doğu bataklığına her gün biraz daha sürükleniyor, Afrika ve orta doğudan kaçan mültecilerin toplama kampına çevrilen Türkiye gün geçtikçe bir orta doğu ülkesine dönüşmektedir. Ülkelerini savaş nedeniyle terk eden Suriyeli emekçi ve yoksullar, ülkemizdeki işsizliğin ve ucuz iş gücünün nedeni görülerek vatandaşlarımızla karşı karşıya getirilerek düşmanlaştırılmıştır. Savaş politikaları ile kaynaklarımızı yatırıma ve istihdama değil, silahlanmaya harcamaktayız, bu nedenle giderek bir bataklığa sürüklenmekteyiz. Halkların kardeşliği temelinde gelişecek emek mücadelesi ve dayanışması savaş baronlarını, kapitalizmi ve her türlü sömürüyü, örgütlü mücadelemiz  yenecektir. Yaşasın özgürlük ve demokrasi mücadelemiz, yaşasın emek ve dayanışma mücadelemiz. Behice Boran’ın şahsında tüm Dünya emekçilerinin 1Mayıs emek ve dayanışma günü kutlu olsun.