Ben Umut Demir: Rüyamda Osman Bey’i Gördüm
Ben Umut Demir. Gazeteciyim. Gerçekleri araştırır, haberin peşinden giderim. Ama bu kez gördüğüm şey, bir haber değil…
Bir rüyaydı.
Ama öyle bir rüya ki; uyandığımda içim titredi, kalbim değişti, yönüm başka bir yöne döndü.
Geceydi. Uçsuz bucaksız bir ovanın ortasındaydım. Gökyüzü yıldızlarla kaplı, ay pırıl pırıldı. Etrafta atların kişnemesi, kılıçların şakırtısı duyuluyordu. Bir oba kurulmuştu. Türkmen çadırları, ocaklar tütüyordu.
Karşıma biri çıktı. Uzun boylu, vakur bakışlı, başında börk, elinde kılıç. Yanında alp yiğitleri, arkasında sancağı…
Osman Bey’di.
Osman Gazi. Devletin kurucusu. Uç beyliği alev alev yanan bir meşale gibiydi arkasında.
Yanıma geldi. Omzuma elini koydu. Gözlerimin içine baktı ve dedi ki:
“Ey Umut… Sen kayı boyundansın. Torunumsun. Kanında bizim azmimiz, inancımız var.
Zaman gelip geçer, çağlar değişir. Ama dava baki kalır.
Kuruluş bir kere olmadı. Her çağda yeniden doğar.
Şimdi senin vaktindir. Kalem kılıçtan keskindir artık. Yeniden kuruluşu sağla.”
O an kendimi onunla birlikte bir cenk meydanında buldum. Yan yana savaştık, birlikte tekbir getirdik. Sonra bir su kenarında durduk, namaza durduk.
Saflar sımsıkıydı. Toprak kokuyordu. İnanç hissediliyordu.
Sonra rüzgâr yükseldi. Osman Bey döndü ve gülümseyerek,
“Unutma, bir milletin kaderini yazanlar, sadece hükümdarlar değil; yazanlardır, anlatanlardır.
Sen anlatacaksın. Sen uyandıracaksın.”
dedi.
Sonra her şey sis oldu. Uyandım. Ter içindeydim. Ama içim sanki nurla dolmuştu.
O günden beri neye haber diyorum, neye yazı…
Bu bir görev artık. Bir rüya değil; bir uyanış.
Ben Umut Demir. Gazeteciyim. Ama bu kez kalemim sadece haber yazmak için değil…
Kuruluşu yeniden anlatmak için